Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Bilgelik Kitapları

En değerli tarafınız ruhani yönünüzdür. Dr. Muhammed Bozdağ'ın kaleminin özgün, ilginç, şaşırtıcı, ruhani, duygusal ve sürükleyici üslubunu keşfedin: Yüzlerce baskıya ve yüz binlerce okuyucuya kavuşan kitaplar... Düşün ve Başar, Ruhsal Zekâ, İstemenin Esrarı, Yeni Sonsuzluk Yolculuğu ve Yeni Sevgi Zekâsı...

Cennette Aziz Allah'ı Görmek: Tarifsiz Heyecan!

8-Haziran-2010
Sonsuzluk Yolculuğunun Cennetin gizemlerinin anlatıldığı son bölümünden sizin için seçtiğimiz bir kesit. Kitabı almadan bir an önce o ihtişamlı sahnenizin soluk kesen güzelliğini keşfedin.

Cennette Aziz Allah’ı Görmek

-Kalbinizi paslardan yeterince arındırmışsanız, bu yazıyı soluk soluğa okuyacaksınız.-

-"Sonsuzluk Yolculuğu: Maceralı Geleceğiniz", (2. versiyon) Dr. Muhammed Bozdağ Kitabından alıntıdır: (Yakamoz Yayınları, 2010, s.278-281)-

En büyük ihtişam, ihtişamların kaynağına kavuşmak; saltanatların sultanıyla buluşmaktır. Devlet başkanıyla buluşmayı düşündünüz mü? Ayrı düştüğünüz ailenize kavuşurken bile içiniz titremez mi? Öyleyse acaba evren saltanatının sultanı Aziz Allah’a ulaştığınız gün ne hissedersiniz?

¨ Allah size ne lütfetti? Bir Aziz Azamet düşünün ki sizi bir damlacıktan derleyip düzenledi. Size yüzünüzle, gözünüzle elinizle teninizle can tatlısı bir beden sundu. Sizi en güzel surette yarattı ve size Zat’ından bir ruh sırrını emanet etti. Siz bir hiçtiniz. Evrenin tüm maddi manevi değerlerinden özetlediği insan kimliğini lütfetmek için sizi seçti.

Sizin gibi bir meyve versin diye koskoca evrenin bunca macerasını yarattı. Sırf sizin içten dualarınızı kabul ettiği için en güzel eseri olan cennetini düzenleyip size hazırladı. Sizi bir hayat boyunca nasıl da koruyup gözettiğine bir bakın:

¨ Allah sizi nasıl koruyor? Annenizden bir ucube suretinde değil, bir dünya güzeli kimliğinde doğdunuz. İlk şaşkınlığınızı annenizin mis kokulu kucağına gönderdiği sonsuz şefkatle giderdi. Sizi en güzel iki çeşmeden çıkardığı bembeyaz sütle besledi.

Bütün duyularınızı açtı da beyniniz üzerinden olup bitenleri kaydettiniz. Evreni ve çevrenizdeki insanları tanıdınız. Okudunuz, büyüdünüz, yetiştiniz. Genç kız/delikanlı, anne/baba ve en sonunda birer bilge dede/nine oldunuz.

¨ Rabbinizi arıyor musunuz? Yaşınız ilerledikçe keşfiniz gelişti. Yerlerin ve göklerin düzenini düşündünüz. Şu yeri ve göğü bir avuç içinden alıp o enginliğe taşıyan kimdir? Şu minicik dünya mücevherini, bunca güzel bitkilerle, hayvanlarla ve rengârenk güzelliklerle boyayıp duran kimdir? Cansız ateşten ürettiği kara toprakta, bir emirle binbir canlı kalbi şekillendiren kimdir? Eserlerini hızlı, ustalıklı, düzenli ve sakin yaratırken kendisini perde ardına neden gizliyor? Kimdir o Yüceler Yücesi?

Yeryüzünde -inşallah- imanlı, ahlaklı, dürüst, iyiliksever yaşadınız. Yaşlanıp beden gömleğini çıkarmaya hazırlandınız. İman ve ahlakınız size ahireti sevdirdi, ölüm endişenizi giderdi. Siz de herkes gibi dünyadan göçtünüz. Dirilişten, hesaptan, mizandan geçip müjdelendiğiniz cennete uçtunuz.

¨ Cennet hayatı nasıl geçiyor? Cennetin hayal edemediğiniz ihtişamı çağlayanlar gibi kalbinize çarptı. Parkınızın, bahçenizin, eşinizin, eğlencenizin, ihtişamlı uçuşunuzun arasındaki kalbiniz meraktan çatlıyor. Bu güzel lezzet nehirlerinin asıl kaynağını görmek istiyorsunuz. Rabb’iniz gizlice, kalbinizi kavuşacağınız güne hazırlıyor. Çünkü:

i) Sonsuz güvende hissediyorsunuz. “Size artık ölüm yok, yaşlanma yok, kınanma, eleştirilme, kederlenme yok.” “Tam rahata kavuştunuz.” “Hiçbir derdiniz ve tehlikeniz kalmadı.[1]

ii) İçten şükrün sevincindesiniz. Kalbin huzuru malda makamda, şanda şöhrette değil, şükürde saklıdır. Mutlu kalp içten şükreden kalptir. Şükürdesiniz, çünkü, 1) cehennemin korkunç kahrından kurtulmuşsunuz, 2) tattıklarınızın parıltılı sevinci yüzünüzün nurunu yükseltiyor.[2]

iii) İlahî rızayı bilmenin güvenindesiniz. Evren saltanatının Sultanı’nın, kulluğunuzdan razı olmasının değerini düşünün. Sonsuzluğun Sahibinin sevgisini kazanmak ne büyük zaferdir. Cennetin hiçbir zevki Allah’a dostluğun tadıyla kıyaslanamaz. “Mümin nefis Allah’tan hoşnut olmuş ve Allah’ı hoşnut etmiş olarak cennete girmiştir. Allah müminlerden, müminler de Allah’tan razıdır.”[3]

¨ Aziz Allah’ı bizzat görebilecek misiniz? Buyrulur ki “Gözler Allah’ı idrak edemez. Fakat Allah bütün gözleri idrak eder.”[4] Ayetten anlıyoruz ki yaratılmış maddi bir göz, Aziz Allah’ı tecellisiz Zat’ıyla göremez. Ancak Allah her müminin gözüne nuruna uygun perdeden tecelli eder.

Allah şöyle buyurur: “Bazı yüzler o gün Rabb’lerine bakarken mutluluktan parlayacaktır.”[5] Hadislere göre cennette Allah -bir tecelliyle- cuma günleri herkese gökteki dolunay kolaylığında görülür. Adn cennetlerindekiler dilediklerinde, yüksek dereceli müminler de sıklıkla görürler.[6]

¨ Allah’ı görmek nasıl bir hâldir? Cennetin tüm lezzetleri bir damla gibiyse, Allah’ın cemalini görmek bir okyanus gibidir.

Siz dünyadayken gayba kapalı kalp gözünüzün imanı ölçüsünde Allah’ı hissederdiniz. Ezeli azametini yerde, gökte ve her mevsimde sezerdiniz. Yağmurun damlalarında, göğün gürlemesinde kalbiniz Rabb’inize hayranlığını haykırırdı.

Cennet gözünüzdeki maddi sebepler perdesini kaldırdı. Allah’la aranızda sadece nurdan perdelerin kaldığını görüyorsunuz. Emrettiğinde yer ve gök Allah’ın sözünü söylüyor. Dilediğinizde anında yaratıyor. Derin heyecan hissinde, aradaki o nurani perdeleri de aşmak istiyorsunuz.

İşte o günlerden birindesiniz. Muhabbetlerinizle meşgulsünüz. Yapraklar ufkunuzda titriyor. Cennet ikliminin tanımsız müziğine karışmış, mis kokulu dalgalarda akıp gidiyorsunuz.

Bir sonsuz nur ansızın tüm zerreleri içten dışa, dıştan içe kuşatır. Başka her şey söner, durur, donar. Ruhunuza bir aşk, bir ihtişam açılır. Diliniz tutulur, benliğiniz sadece titrer. Yerinizi, yönünüzü, mesafenizi yitirirsiniz. İşte siz şimdi canların Canı’nın, nurların Nur’unun en yüce tecellilerinden birine bakıyorsunuz. Şefkatli Sahibinizi, nurunuzun taşıyabileceği yükseklikte bir perdeden görüyorsunuz. Tarifsiz! Açıklanamaz! Söylenemez! Konuşulamaz!

Diliniz kilitli. Gözleriniz başka her şeye kör, kulaklarınız başka her şeye sağır. O ışıktan öte hiçbir ışık yok. O güzellikten ötesi olamaz. O sonsuzlukta yok olma iştiyakından başka hiçbir şey yok! O hâlde birazcık daha, birazcık daha kalabilmek için yalvarırsınız. O hâlde mum gibi eriyip kaybolmak istersiniz. Lakin tecelli biter ve cennetinize geri dönersiniz.

Öyle bir dönüş ki önceki bütün lezzetlerinizi âdeta sıfırlar. Öyle ki yedi kat içiniz dışınız güzelliklerle örülür. Gittiğiniz her yerdeki taşlar, saraylar, hizmetçiler ve eşinize kadar herkes hâlinize şaşırır. İmana, ahlaka sımsıkı sarılıp Allah’a tertemiz kavuşana müjdeler olsun.

-"Sonsuzluk Yolculuğu: Maceralı Geleceğiniz", (2. versiyon) Dr. Muhammed Bozdağ Kitabından alıntıdır: (Yakamoz Yayınları, 2010, s.278-281)-



[1]        Ramuz el-Ehadis-1, s. 138/13, 170/1; (Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10099.

[2]        Kur’an: 7/43, 35/34, 83/24.

[3]        Kur’an: 89/27-30, 98/8, 9/72.

[4]        Kur’an: 6/103.

[5]        Kur’an: 75/22-23.

[6]        Müslim, Mesacid 211, İman 296; Ebu Davud, Sünnet 20; Buharî, Tefsir 55; Müslim, Cennet 3, 2530.

 

Yetenek.com

Köşe Yazarları